ben asli hanim, nasilim?

29 octobre 2006

Le Retour du Petit Prince




Kuçuk prense buyuyup dunya gezegenine gelirse ne olur?
Bakiniz Toussaint Costa dusunup tasinmis, hayal gucu ve gerçek Kuçuk Prens'in guzelliginden oldukça uzak "Küçük Prensin Dönüsü" isimli (!! evet ne yazik ki oyle!!) bir hikaye karalamis..




Bölüm XIX

-Iyi günler ! dedi küçük prens.
-Iyi günler ! diye bagirdi mezar kazicisi. Mezarlikta hiçbir zaman « iyi bir gün » olmaz… Burada sadece aglamalar ve inlemeler duyariz. Şuraya bak.
-Siyah giyimli bir sürü insan var… ve agliyorlar, dedi küçük prens.
-Bu dogru. Biraz önce annelerini gömdüler. Bir de şuraya bak.
-Bu insanlar da siyah giyimli ve onlar da çok agliyorlar.
-Bu dogru, diye tekrar etti mezar kazicisi. Onlar da babalarini gömdüler.
-Demek ki bana dogruyu söylemişler, dedi küçük prens, burasi ölüleri gömdügümüz yer!
-Ta kendisi !
-Ben, dedi, buraya bir mezar aramak için geldim.
-Burada o kadar çok mezar ve mezartaşi var ki, pek fazla yardim edemem sana.
-Ama neden?
Cünkü ben bir mezar kazicisiyim. Bir ölünün mezarini bulmak istiyorsan , en iyisi gidip kayitlari tutan kişiyi bulmalisin . O içeride ariyor ve ölünün ismini, hangi bölümde oldugunu hatta mezar numarasini bile buluyor. Ama senin ne çiçeklerin var ne mumlarin ! Niçin bir mezar aradigini anlayamiyorum.
-Cünkü, dedi küçük prens, aslinda ben ölü bir kişinin mezarini aramiyorum…
-Ya neyin mezarini ariyorsun ? Canli birinin mi ? Bunu ariyorsun demek! diye bagirdi mezar kazicisi.
-Hayir, ben aşkin mezarini ariyorum!
-Demek öyle! Diye tekrar bagirdi kulaklarina inanamayan kazici. Aşkin mezarini bulmayi asla başaramayacaksin!
-O nedenmiş?
-Cünkü aşk dogmadan önce öldü, dedi kazici işine devam ederek.


* Kisisel yorumlar yazinin sonundadir.
** Orijinal hikaye asagidadir, okumak isteyene..

Chapitre XIX

-Bonjour ! dit le petit prince.
-Bonjour ! cria le fossoyeur. Au cimetière ça ne peut jamais être un bon jour… Ici on n’entend que des pleurs et de gémissements. Regarde là-bas.
-Il y a beaucoup de gens vêtus de noir… et ils pleurent, dit le petit prince.
-C’est vrai. Ils viennent d’enterrer leur mère. Regarde encore là-bas.
- Ces gens sont eux aussi vêtus de noir, et eux aussi pleurent beaucoup.
- C’est vrai, répéta le fossoyeur. Eux ont enterré leur pére.

- Alors on m’a dit la vérité, dit le petit prince. Ici, c’est bien les morts qu’on enterre…
- C’est cela.
- Moi, dit-il, je suis venu chercher une tombe.
- Il y a beaucoup de tombes et de tombeaux, je ne peux pas t’être d’un grand secours.
- Mais pourquoi donc ?
-Parce que je suis un fossoyeur. Si tu veux la tombe d’un mort, il vaut mieux que tu ailles voir celui qui tient les registres. Il cherche à l’intérieur, et il y trouve le nom de la personne qui est morte, la section et même le numéro de la tombe. Mais toi, tu n’as ni fleurs, ni cierges ! Alors je ne vois pas pourquoi tu cherches une tombe.
-Parce que, dit le petit prince, en réalité je ne cherche pas la tombe d’un homme mort…
-De quoi ? La tombe d’un vivant ? C’est cela que tu cherches ! cria le fossoyeur.
-Mais non, je cherche la tombe de l’amour !
- ça alors ! cria à nouveau le fossoyeur qui n’en croyait pas ses oreilles . Tu ne réussiras jamais à trouver le tombe de l’amour, je te le dis !
- Et pourquoi pas ?
- Parce que l’amour est mort avant qu’il ne soit né, dit le fossoyeur en poursuivant son travail.
  1. Bir kuçuk prens hayrani olarak uzgun gozlerle baktim bu kitaba..
  2. Kitap içindeki illustrasyonlar bu basarisiz yazarin kizina ait. Su sonuca vardim: Baba ve kiz Costa'lar yeteneksiz birer aile fertleridirler.
  3. Baslik beni guldursun mu aglatsan mi karar veremedim.
  4. Bir baska bolumde, sokak ortasinda kendine siringa ettigi yuksek dozda eroinden olen bir genci gorup, "insanlar cok garip varliklar, olumde bile mutlu birseyler buluyorlar" yargisina variyor kuçuk kahramanimiz.

5 Comments:

Blogger Crowd said...

Hehe, Costaların yeteneksizliği konusunda yorum yapmayayım şimdi de, bu "aşk doğmadan öldü" lafı biraz garip bir laf, mantık hatası var gibi, aşk daha doğmadıysa, aşkın varlığını nerden biliyor bu kazıcı abimiz.yani doğmayan bir şeyin varlığı daha önceden bilinebilir mi?yani dünya üzerinde aşk kavramı yoksa, daha doğmadıysa, kimsenin aşkı bilmiyor olması gerekir, yani böyle bir durumda da doğmadan ölen bir şeyin ne olduğu da bilinemez ki yani. ne kadar çok yani dedim ya...

journalist bir yaklaşım; "aşk doğmadan ölmedi, dublörünü öldürdüler"

10:21 AM

 
Blogger memed said...

Efendim;

Başka bir önerimiz daha olacak bizim. orjinal "küçük prens"i bizim gibi ortaokul öğrencilerine yasaklamalılar. İnceliğine aldanarak "ben bu kitabı okuyum" dedikten sonra kitaba başlayıp bitiriyorlar. Sonra anlamıyorları ve kendilerini salak sanıyorlar. okuma şevkleri kırılıyor.

11:00 AM

 
Blogger xprodoksit said...

evet Google Adsense olayı gerçektir. Olay kısaca şöyle benim blogda bir Google Adsense logo'su var üzerinde "bu sayfa hedeflenmiş reklamlar için Google Adsense'yi tavsiye ediyor" yazan ona tıklayıp önce kaydoluyorsun ardından sana bir mail geliyor. kaydolduktan sonra gene yardımcı olayım

11:27 AM

 
Blogger possibly maybe said...

crowd kardesim:
cok haklisin. sen mezar kazicisina ben askin mezarini ariyorum dersen anca boyle bir cevap verir tabi. adamin ebesi agliyor butun gun topragi eselicem die =) senin turkcen biraz bozuk gibi :p o kadar yani ile n'apceksin? o mantik hatasi serefi costa abimize ait.
diskonnectusukusus:
yok bence yasaklamasinlar. bizim gibi yillar sonra dusunup, "ulen boyle bir kitap vardi ben bi halt anlamamistim, bi okuyayim bakalim ne demek istemis acabaa saint exupéry enistem?" diyen beyinler çikiyor arada.. okutmasalar bu yeni geçlik hiç farkinda olmayacak boyle bir kitabin varliginin.. bilgisayar gençligi bu bilgisayaaaarrr

4:21 PM

 
Anonymous Anonyme said...

Ce commentaire a été supprimé par un administrateur du blog.

4:18 PM

 

Enregistrer un commentaire

<< Home